Geri22.8.2017 00:00:00

Ilgaz Kuruyazıcı'nın Kaleminden Turistik Koşu

Ilgaz Kuruyazıcı'nın Kaleminden Turistik Koşu

Çoğumuz bir şekilde seyahat ediyor ve farklı şehirlerde, ülkelerde zaman geçiriyoruzdur. Bazen tatil, bazen de iş ile ilgili yola çıkmamız gerekebiliyor. Hayatımızda koşu varsa, çoğumuz bir olanak yaratıp “gitmişken” koşup geliyoruz.

Farklı ve yeni bir yeri koşarak tanımak benim çok hoşuma gider. Yola çıkmadan muhakkak kısa da olsa dersimi çalışır, çeşitli seçeneklere göre koşu planları yaparım. Yanıma koşu ile ilgili malzemeler almaya çalışırım. Kalacağım yerin çevresini “koşucu gözüyle” incelerim, hazırlıklı giderim.

Koşmak, ister ormanlar parklar içinde, isterse şehrin sokaklarında olsun, insanın yön bulma yeteneğini geliştiren bir iş. Bu sebeple yeni bir yeri tanımak ve incelemek için de güzel bir fırsat. İnsan dümdüz bir hat üzerinde iler koşup geri dönüyor olsa bile yol boyu ister istemez etrafını inceliyor, binalara, sokaklara daha bir detaylı bakıyor. Gün içinde yürüyüp geçerken fark edemeyeceğiniz, ama aslında orada olan binlerce detayı görüyorsunuz. Vitrinlere bakıyor, tabelaları okuyor, şehri başka bir gözle inceliyorsunuz. Ben genelde yabancı yerlerde sabah erken saatlerde koşmayı tercih ediyorum. Hem hayat yeni başlıyor (bazen de yeni bitiyor!) oluyor ve sakin bir ortamda koşuyorsunuz, hem de trafik, hava kirliliği ve kalabalık gibi risklerden uzak kalıyorsunuz.  Bir şehrin sabah saatleri o şehir hakkında değişik ipuçları verebiliyor. Sabah işe giden, dükkânını açan veya gününe erken başlayan insanları gözlüyorsunuz. Mesela erken saatte sokakta koşan birine “günaydın” diyen veya “günaydın” deyince buna şaşırmadan cevap veren insanlar benim gözümde medeni toplum göstergesi. Bir şehrin nasıl temizlendiğini veya temizlenmeyip akşamdan sabah nasıl kaldığını görebiliyorsunuz.

Yabancı bir yerde birkaç gün kalacaksanız sabahları koşuyor olmak güzel bir fırsat. Yaşadığınız çevreyi sakin gözle görüp ulaşım hakkında fikir edinebiliyorsunuz. Sonrasında size kerteriz olabilecek noktaları görüp, otobüs, metro durakları gibi yerleri kafanıza yerleştirebiliyorsunuz. Hayat başlayıp da otelden çıktığınızda daha bir tanıdık mahallede yürüyor oluyorsunuz. Hatta seyahatte alış veriş için gözüme kestirdiğim dükkânlar bile olmuyor değil sabah koşularında!

Yeni bir yere gitmeden biraz ders çalıştığımdan bahsetmiştim. Bu genelde rota ve mesafeler ile ilgili oluyor. Eğer izlediğim bir antrenman programı varsa ve belli mesafeler koşuyorsam bunu önceden harita üzerinde ölçmek iyi oluyor. Mesela kalacağım yerden koşarak ulaşabileceğim ve belli mesafelerdeki noktaları önce Google Earth veya Maps üzerinden beliriyorum. Sonra biliyorum ki şuradaki meydan şu kadar kilometrede veya şuradaki heykelden dönersem şu kadar koşmuş olurum.

Güzel koşu parkurlarını da bu şekilde önceden kestirmek mümkün. Otelinize yakın bir park, güzel manzaralı bir sahil şeridi ne tarafta kalıyor bilmek iyi oluyor. Ya da arazidekoşacaksam önceden rota çalışması yapmak daha büyük önem kazanıyor. Şehirde kaybolsanız bile bir şekilde otele dönüş yolunu bulmak kolay ama ormanlara dalıyorsanız bu iş riskli. Ya da arazide koştuğunuz yol saçma sapan yerlere çıkabiliyor veya olmadık bir yerde bitebiliyor. Bu sebeple eğer arazide koşacak isem mutlaka bir iki alternatif rota belirliyor, bunları haritada kabaca da olsa işaretleyerek koşu saatime rota olarak yüklüyorum. Eğer çok ağaçlık bir bölge ise, yollar uydu fotoğraflarında çok net gözükmüyor ise önceden rota çizme işi çok da mümkün olmayabiliyor, o zaman bölgenin uydu görüntüsünü basıp, çıkış olarak yanıma alıyorum. Bu bana kabaca yönler ve çevre hakkında bilgi veriyor.

Çoğu medeni ülkede koşu ve bisiklet sporlarına gönül veren insan da çok olduğu ve daha önemlisi bu insanlara değer verildiği için rotalar ve yollar işaretlenmiş oluyor. Hatta bazı otellerde çevredeki rota ve olanakları gösteren broşürler, haritalar da oluyor.

Seyahatte koşma ile ilgili aklıma gelenler ve yaşadıklarıma dayanarak aktarabileceğim tecrübeler, tavsiyeler ise şöyle;
1. “Koşmaya fırsatım olur mu bilmiyorum” demeyin, yanınıza malzeme alın. Bazen o kadar güzel bir yere gidiyorsunuz ki, “Ah ayakkabılarım olsaydı da şurada koşma keyfini yaşasaydım” dediğiniz olabilir. Yoksa en kötü seyahate fazladan bir çift ayakkabı ile bir iki parça giysi taşımız olursunuz. Hem koşmasanız bile koşu ayakkabılarıseyahatte gezmek için bile çok rahat.
2. Kaç gün kalacağınıza göre yaklaşık ne kadar koşarsınız kafanızda planlayın. Uzun süreli bir seyahat ise her güne temiz malzeme taşımak yerine olanaklar dahilinde (benim için otel lavabosu iyi bir olanak sayılıyor) yıkayarak aynı eşyaları dönüşümlü giyebilirsiniz. Bir bavul koşu eşyası taşımanıza gerek yok. Gene de ben hep yedek sayılabilecek malzemeler almaya çalışıyorum, sabah körü kurumamış bir şortu giymek sinir bir his.
3. Koşacağınız şartlara göre malzeme götürmeye bakın. Patika ayakkabısı ile şehirde koşmak zor olabilir. Ya da tam tersi. Gittiğiniz yer ile yaşadığınız yer arasında hava şartlarında ciddi farklar olabilir, her zaman gideceğiniz yerin hava durumunu kontrol edin buna göre malzeme götürün. Hoş bunu zaten seyahatinizin sağlığı açısından yapıyorsunuzdur ama gene de koşu malzemesi gözüyle bakmakta fayda var. Bir şehir gün içinde çok sıcakken sabah körü buz gibi olabiliyor.
4. Su işini unutmayın. Otelden çıkarken basit bir pet şişe su işinizi görebilir, ya da yol üzerinde su alabileceğiniz/içebileceğiniz yerler de olabilir. Ama bazen erken saatte otelden çıkacak iseniz küçük şişe su bulmak bile size zaman kaybettirebilir, yatmadan bu işi ayarlamış olun.
5. Güneşin doğuş ve batış saatini bilin.
6. Çevrede koşacak hazır parkurlar olabilir, internetten araştırmakta fayda var. “Şehrin koşu rotaları” gibi başlıklarla aratırsanız çoğu şehir için güzel kaynaklara ulaşabiliyorsunuz.
7. Koşuya çıkmadan gideceğiniz yönü, döneceğiniz saati kabaca da olsa yanınızdakilere veya otel resepsiyonuna bilirin. Yanınızda kaldığınız otelin adı ve adresi yazan bir kart, mendil, kibrit gibi eşyası olmasında da fayda var.
8. Çoğu otel kapısında artık kredi kartlarına benzer manyetik anahtarlar kullanılıyor. Bu kartlar ıslanınca çok kolay bozulabiliyor, terden yağmurdan işlemez hale gelmeleri an meselesi. Çıkarken mümkünse manyetik kartınızı otele bırakın.
9. Esas amacınızın koşmak değil seyahat etmek olduğunu unutmayın. Manzara ve rota nefis diyerek kendinizi kaptırıp olmadık mesafeler koşmayın! Çoğu seyahatte normalden fazla yürüyerek gezmek veya ayakta durmak gerekebiliyor.
10. Sosyal ağlardan bölgede koşan kişilere ulaşıp, yerel bir koşucunun gözünden bilgi ve öneriler alabilirsiniz. 
11. Yerel yarışlara katılmak güzel bir fikir olabilir. Kondisyon durumunuz ve zamanınız olanak veriyor ise seyahatte denk gelen bir yarış araştırabilirsiniz. Özellikle Avrupa ülkelerinde mevsimine göre bir çok koşu etkinliği düzenleniyor.
12. Kaybolma payını da ekleyerek zaman planlaması yapın.  Koşu sonrası otelinize döndüğünüzde arkadaşlarınız sizi yola çıkmak üzere kaldırımda bekliyor olmasın.
13. Fırsatınız varsa yaptığınız koşuları kaydedin ve koşucular ile paylaşın. 

Yazar Hakkında: Ilgaz Kuruyazıcı
“Yemekten vazgeçmeden kilolardan nasıl vazgeçsem derken kendimi sokaklarda koşarken buldum. 7 maraton  koştuktan sonra ultra maraton işinin daha keyifli olduğunu keşfedip, daha uzun mesafeler koşmaya yöneldim.  Bırakın başkasını kendimle bile mücadele etmekten hiç hoşlanmam, tek takıntım ormana dalıp saatlerce  koşmak. Gerisi fasa fiso. Hayatta şu koşmak kadar yaparken sevmediğim ama yapmadığım zaman da  özlediğim başka bir şey yok.”